BU SAYFAYI GERÇEKTEN EN İÇTEN DUYGULARIMLA HAZIRLADIM.
BEĞENİP BEĞENMEMEK SİZE KALMIŞ..
EĞER SİZDE HAK ETTİĞİNİZ
DEĞERLERDEN VE SEVGİLERDEN ALI KONULDUYSANIZ.
LÜTFEN YORUM YAPMADAN ÇIKMAYIN.
YORUMLARINIZ BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ..
ŞİMDİDEN YAPICAĞINIZ HER YORUM İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.
TOLGA ÖZDEMİR (Askin_Katilisin@hotmail.com)
Comments (76)
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
Kimseler Görmesin diye Gözlerimde SEL SEL taşan YANLIZLIĞI, kİMSELER DUYMASIN DİYE SESİMİ ışık SIZMAYAN bir odanın KARANLIĞINA koydum. UNUTSUN BENİ DAĞLAR, unutsun beni yolar ,unutsun beyaz güller..Kayboldum DERTLERİMLE denizlerin
ASALET BEYAZ GÜLÜM
3 çeşit dost vardır;Birincisi ekmek gibidir her zaman istersin.İkincisi ilaç gibidir lazım olunca ararsın.3üncüsü mikrop gibidir
o gelir seni bulur.Allah herkesi mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz bıraksın...! (amin)
SENİ SEVECEK KADAR CESARETLİYSEM BİR KALEMDE SİLECEK KADAR YÜREKLİYİM... Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın.Yanlızlımla paylaştığımı Seninle paylaşsaydım.Keşke senin adın YALNIZLIK olsaydı ve ben hep YALNIZ kalsaydım
BEN NE GİDENE KAL DERİM NEDE KALANA GİT GİDEN YOLUNU KALAN YERİNİ BELİRLEMİŞDİR HAYATIMDA...
GİDENE KAL DEMEK ZAVALILARA KALANA GIT DEMEK TERBIYESIZLERE DÖNMEYENE DÖN DEMEK ACİZLERE HAK DENE YOL VERMEK BİZE YAKŞIR
Üstelik hava da güzelse Hele gücün kuvvetin yerindeyse Elin ekmek tutmuşsa bir de Hele tertemizse gönlün Hele kar gibiyse alnın Yani kendinden korkmuyorsan Kimseden korkmuyorsan dünyada Dostuna güveniyorsan İyi günler bekliyorsan hele İyi günlere inanıyorsan Üstelik hava da güzelse Yaşamak güzel şey Çok güzel şey doğrusu.
Melih Cevdet Anday
hayat bütün güzellikleriyle ve bütün sıkıntılarıyla yaşamaya değer...
önemli olan; bütün güzelliklerde ve bütün sıkıntılarda elele olmaktır... ve daima gülümseyerek bakmaktır hayata...
Allah(cc) üzerinizden sevgiyi ve mutluluğu eksik etmesin inşallah...mutlu kalın... gülümsemeyide sakın ha unutmayın...
Hayata yenik
umutLarım var yine satırLarımda... Sanki kendimle olan savaşımdan yeni
çıkmış gibiyim... herkes kaçmaktadır yağmurdan. Seni ıslatanın aslında
yağmur değil aşk olduğunu anlayabilir misin? Yüreğini cesurca açıp, bazen
ağlamayı, bazen ümitsizce beklemeyi, bazen öfkelenmeyi ve herkesin huzurlu
olarak nitelediği sakin, beklentisiz, sürprizlere kapalı hayatını terk etmeyi
göze alabilir misin? esir,aşk diri,kalem küskün.... İz bırakmış gölgelerle
yaşanmıyor aşk kavradım. Kapatılmamış defterlerinin ağrısı volta atıyor
şimdi titreyen kıyılarımda,tanımadığım suretlerin hoyratlığını yudumluyorum
avuçlarından.Eskitemediğin acılarına sattın sevgimi..!Halbuki ben yüreğine
baştan borçlu yazıldığımdan bihaber, dünyaya sığdıramadığın ismini tek heceye
sığdırmıştım...Yorgun düşmüş yüreğini dokunmadan tutmuştum ,Bir korsan
dagınıklığı şimdi bana kalan...Bakire bir yıldız bile kalmadı
-gök-yüzümde.Hergün biraz daha artan bedeli ödüyorum,bilmem kaç kursun eskiterek
yüreğimde.Sen hep çalmayan telefonlarımdın. Duyulmayan aşk fısıltılarım.
Dünyayı suskunluğa bürümem bile yetmezdi sana. Sen hemen kendine yeni
bir dünya yaratırdın. Bense senin o yeni dünyanın kapısında kimsesiz bir
çocuk gibi beklerdim. Güneş doğardı... Güneş batardı... Ama senin kapıların
asla kımıldamazdı. Bense susardım... Yokluğunu sessizliğe kurban ederdim.
Yine senin gölgenden kurtulmak isteyipte beceremediğim, lanet edilesi bi gece
daha... kelimelerim yorgun artık.. sus diyorum içime.. dudaklarımı
açmasamdaiçimhaykırışlarda..Suskunum, sessiz ve hatta
soluksuz...Ama aklım sende inan...Sense habersiz...Bakma böyle sessiz oluşuma
elimden ne gelir ki zaten...Hele senin sessizliğin körüklüyor içimdeki yangını.
Neden bana bu kadar uzaksın...Yapma ne olur tüm imkansızlıkları bilsek te
beraber, bana bu kadar uzakta durma...Bakma yüzüme öyle üzgün. Düşmesin
gamzelerine hüzün kırıntıları. Buğulandırma mavi gözlerini. Kaçırma gözlerini
gözlerimden. Mahcup, mağrur durma öyle eğme boynunu yere. Çok üzgünümlü cümleler
kurma, bahanelerin olmasın söyleyecek. Göz yasları içinde yastığınıza gömülüp
her Tanrı’ya sığınmak istediğinizde artik başka bir yüreğe sevdalı olan askınızı
ondan geri istemekten utanıp dua etmekten vazgeçtiğiniz oldu mu hiç?... Yazdıkça
çıldırıyorum. Biliyorum ki dokunmasam kaleme unutacağım. Isırmasam o kalemin
arkasını susacağım. Yorulmayacak dudaklarım, daha kolay olacak başkası.
Sessizlik olmayacak, sensizlik olmayacak. Dahası olmayacak, ötesi, yarası, izi
kalmayacak...Mutluluk hayatta ki küçük sürprizlerdir... Söyle bana eğer her şeyi
bilirsen sana nasıl sürpriz yapabilirim? Arada bir kapat gözlerini, hesaplama
her adımı, bilme geleceği ne olur... Mutluluk paylaşmaktır... Söyle bana eğer en
derin korkularını, sırlarını, utançlarını benden saklıyorsan, senin yaşamını
nasıl paylaşabilirim? Arada bir açıl bana, zayıflıklarını da sevmek istiyorum en
az güçlü kolların kadar... Aşk değildi yaşadığım,acıydı baştan sona...Şefkat
değildi sende ki,eziyetti!'Sonun sonu' dedin,ama hiç sonunu getiremedin...Ne
geldin bana,ne de gittin!Bense senin gelip gitmelerin arasında bocaladım
aylarca,hep bekledim bu zamana kadar...Elimi tutmanla bozulan büyüler mühürlü
tenimde..Kalbimdeki umut ağlıyor oturmuş en ücra köşede.. Yine bir
yalan,süslü bir sözle kandırıldım yine..Yanıyorum ya yangınım benzemesin
kimseye.. Hani sevdikçe çoğalırdı sevgi ?Verdikçe geri dönerdi..? Hani
umut etmek güzeldi..Yarınlar neşesiydi..?Yalanı kim başlattı..?Peki bu acı neden
çok sebepsizdi..hayalleri taştan bir sevdaydı bizimkisi. kırılmazdı. yağmura
kara dayanıklıydı. çığ olup düşerdi de kendine zarar vermezdi. kopmazdı.
gidişler dönüşlere gebeydi de, hep acıtırdı her el sallayış. özlemler acıydı.
yürek sabırsızdı. her dönüş, doğuştu aslında yeniden. ölüp ölüp dirilmek
gibi değil de, erince doğmaktı.Yüreğimin küflü duvarları var artık, aşılması
imkansız olan…Sahip olamamamın acısını hissediyorum ilk defa, bakışlarımda hüzün
saklı, birazcıkta nefret…Birazda sen işte..Yine sen…! Dudaklarındaki yaşamak
türküsüyle günleri ve hayatı adımlıyorsun nicedir. Ruhundaki gülüşleri çıkarıp
günlüğünün kavanozundan ‘ey hayat’ şiirleri ekliyorsun arada bir. Birikip sana,
beni yanına çağırdığında koşup geliyorum er geç yanına ve sarılıp uykulara
dalıyoruz öylece. Sonra şafakla yine aynı hikâyenin sokaklarına dalıyor,
savruluyoruz ayrı yönlere. Dilimizde yine o bildik türküyle. Geceye oltalar
atıyoruz aşk için, sevda ve sevgiyle.Aşktan uzak durmaya karar verdim. İki gün
önce . Bu arada birşeyin farkına vardım.. Duygularıma format atmalıyım asıl.
Aşksız kalmanın ve aşksız olmanın ironisini yaşamak istiyorum. Zaten
herşeyimi paylaştığım bir sevgilim de yok.. Kimseye aşık olmak, aşık kalmak
istemiyorum. Sevmek muhtaçlık değildir ve olamaz da.. Aşk bana uğramasın..
Artık
yere basamıyorum sağlam, sapasağlam. Öyle ki zamansızlığa boyun eğdiriyor bu
gidiş. Günleri sayıyorum, hatta saatleri. Yanındayken zaman akıp geçiyor su
gibi. Ben geçsin istemiyorum. Tüm saatler dursun, gülümseyişin yüzünde kalsın,
kelimelerin hiç tükenmesin istiyorum. Gitmeyesin istiyorum.. Sen gidersen tüm
saatler duracak, biliyorum.Elindeki sigara, sökülen cebinden düşen umutların ve
gözyuvalarına sakladığın gözyaşların nasılda sebebi sensin dercesine bakıyorlar
bana… İyi de giden ben değildim ki hüzne bakan o günde, sendin unutma. Sen
bunları anlatmadın mı onlara? Tabii ya, anlatsan niye sebep olarak beni
göstersinler ki… Ben en iyisi soğuk yatağıma döneyim zaten sabah olmak üzere.
Teslim edeyim yorgun gözlerimi uykuya. SENİ düşünmemeye çalışayım.. Ne kadar
uğraşsamda biliyorum yine SENLİ rüyalarla uyuyup yine sabah SENSİZLİKLE
uyanacağım. İnsan bazen sıkılırmış sanki içindeki geminin fırtınaya yakalanması
gibi duyguları azgın fırtınanın arasına dalıp,savrulurmuş rüzgârda duygular
sonra su almaya başlarmış geminin su alması gibi, su alan duygular vücuttan
gözyaşı olur akarmış sessizce akıp gidermiş insan bedeninden ayrılırmış terk
edermiş tıpkı gemiden kaçan fareler gibi tıpkı giden sevgili gibi. Bir hüzün
şarkısı çalıyordu bu kentin yıkılmış harabelerinde. Bir ayrılığın öyküsü
yazılıyordu yüreklere. Bitirmeye çalıştığımız işkenceyle, ikinci bir
yıkılmışlığı yaşıyordu bu kent öylesine soğuk, öylesine üşümüş, öylesine yalın
ayak bir vedayı kucaklıyordu boş ellerle.Gidişinle kent ayaklandı önce, olanca
şiddetiyle sarsıldı tüm senfoniler, en ağır dramlar, trajediler, aşklar.
Çöküntülerini içgüdülerimin duvarlarında yaşadım yalnızlıklarımda en fazla
şiddetlerle uyandım uykusuz sabahlarıma. Yokluğunu acımasızca içime sindirmeye
başladim.Hiç sevmedim suskunlukları, biliyorsun.. Ama susmak zamanıdır
şimdi. Bazı şeyler var ki, dillenmiyor, söylenmiyor.. Söylenemiyor. Sana
gülümserken bile bir bulut çöküyor yüzüme adeta... Farkediyorum ki, susmak
en büyük yalnızlık.. Kırık cümlelerimle bileklerimi kesip sana intihar ediyorum
her cümlede. Hayaller ve yıkılışlar arasında ölüyorum. İçli besteler akıyor
damarlarımdan. Yaşanmamış her şarkıda beni hatırlaman için bir ömür buradayım.
En gizli sevdamı akıtıyorum mısralarına… Anlıyorum ki bir ömür, bir “an” kadar
kısa bazen…
İnsan hep yalnızdır ve hep hayatın
tanımını yapmaya çalışır hayatı boyunca.Hayatsa belki de bir uçurumun kenarında
beklemektir ölümü.
Hayat bir uçurumdur her an ayağın kayıp
Düşmeyi beklersin ya da beklersin ki
bir
Sevgilinin seni çekip almasını o uçurumun
Kenarın dan.İnsan yalnızlığıyla,hep
bekleyeni
Olmasıyla insandır belki
de.
Ya da insan bütün tanımların üzerinde bir
Tanımdır kendince.Kendini arayan,belki
bulamayan,belki yanlış yerlerde aradığı için
bulamayan.
Beklemek bir sevgili bir yar beklemek.O bir türlü
tanımını yapamadığı hayatı paylaşmak,o bir türlü kurtulamadığı yalnızlığını
bitirmek ve uçurumun kenarından aşkıyla onu çekecek olanı beklemek.bu kadar
tanımsızlıklar içinde bir tek şeyin tanımını bilir insan.oda aşk.çoğu zaman
hayatı tanımsızlaştıran,insanı yalnızlaştıran ve bir uçurumun kenarından kalbini
kayalıklara bırakan aşk.aşkla her şey anlamını buluyor sanki.peki ya hiç
gelmezse demekse bir adım daha yaklaştırıyor
uçuruma.
Hayatın en büyük uçurumudur aşk ve hayat anlamını aşk
uçurumunda yitirir belki de.belki,belki,beki
de..........ler......çoğalıyor....
Bütün bunlar bir uçurumun kenarında yalnız kalmış
yüreğin yansımalarıdır ‘’belki de’’.yeni bir hayatı beklemek.İki kişilik yada
ikiyken’’ bel birliktelik.-tir ‘’olan bir hayatı beklemek.birlikte olmak,bir olmak,kesrette
vahdeti yaşamak.Allahın kullarına önce birbirlerinde bir olmayı öğretmesi.iki
yüreği bir edip,birbirinde yakması.belki de Allah’ın bu dünya hayatında
kullarına bahşettiği en güzabi bir olmayı becerebilene- işte
bir olmakla hayat çoğalır,bütün tanımsızlıklar anlam bulur,bir olmakla kurtulur
insan düştüğü yalnızlık uçurumunda,bir olmakla insan birlikte var olur.bütün
bunları hayatı paylaşmayı ve bir olmayı,iki kişilik bir yalnızlık gibi
görmeyenleryaşayabilir.
İki kişilik bir yalnızlık!aynı havayı solumak ama
ayrı yerlerde durmak,ayrı dünyalar da yaşamak.iki kişilik bir
yalnızlık.paylaşmayı kavrayamamış,bir olmayı anlayamamış,ayrı yastıklara baş
koymuş insanlar.yani yüreklerini bir edip,yüreğine başını koyduğunda
dinlenemeyen insanlar iki kişilik bir yalnızlığı paylaşırlar.oysa ki
paylaşmak!..........
1*1=1 bir insanla bir insanın çarpımının sonucudur
bir.ve bu çarpım sonucunda,iki biri çarparak bir elde edilir.bir olmak,kesrette
vahdet!
2*2=? İki olmaya karar vermiş,iki hayatı
birleştirmeyip ayrı yerle de duran insanların sonucu nedir?birlikte
ayrılık!
Ne zaman ayrılık saati gelse En vazgeçilmez yerinde yaşamın Duysak ayak seslerini akşamın Ve sokaklardan el ayak çekilse Bir ürpertiyle duyarım o zaman Seni çağıran sesi uzaklardan
Ne zaman ayrılık saati gelse Bir gariplik çöker içime birden Kalan tek anı gibi bir devirden Durmadan çalınır o gamlı beste Sanki bilirde hazin öykümüzü Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü
Ne zaman ayrılık saati gelse Bir çaresizliği anlatır gibi Birden değişir gözlerinin rengi Mavi solar, koyulaşır yeşilse Sarınca ruhunu eski bir hüzün Uçar gider pembeliği yüzünün
Ne zaman ayrılık saati gelse Uzatsan özlemle dudaklarını Tüm ağaçlar döker yapraklarını Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe Sadece uğultusu o rüzgarın Ve bir umut kırıntısı: Belki yarın
Ne zaman ayrılık saati gelse Bir fırtına çıkmışçasına, büyük İçimdeki güllerin boynu bükük Bir zaman kalakalırım öylece Neden sonra gittiğini anlarım İçimde güller ağlar ben ağlarım...
Özlemin alew alew yandığı saatler bunlar, Gün çekiliyor ay parlıyor... Hadi geLiceksen şimdi geL... Umudunla, yüreğinle, sewdanLa geL... Yık karanlığımı... Hayata dair kötü olan ne varsa.. Yık onları... Beni yeni umutlara sürekle... Aşkın en koyusuna en tutlusuna götür beni... Bin yıLdır bekliyor gibiyim seni.. Bin yıLdır karanlık bir oda da tek basıma oturuyorum sanki... Kim girip çıkmışsa hayatıma kim talan etmişse yüreğimi... Hepsini silmek için geL... Bir Tek sen kaL içimde... Seni bileyim bundan sonra sevdan yetsin bana... Senin aşkınla yaşamak istiyorum artık... ÖyLeyse gel, bekletme geL.. SeninLe olmak, seni duymak, seni görmek, seni anlamak, Seni yaşamak tarifsiz sevinçler yaşatıcak içimde biliyorum... Bu yüzden sesLeniyorum sana.. DaLLarımda ki kurumuş yaprakları tek tek temizlemek istiyorum artık... Gelişinle yeniden yeşermek yeniden yapraklar açmak istiyorum.. İster haber verme ister haber verme ama geL.. BekLiyorum... Eskişehir'i sokak sokak geçipte geL... Her sokakta kendi izini görüceksin şaşırma.. Nereye gittiysem senide götürdüm.. yoktun.. ama yanımdaydın... Hep yüreğimde hep aklımdaydın... Seni Eskişehir'siz, Eskişehir'i sensiz düşünemedim... GeL bu kentin tarihine en ölümsüz sevdayı yazalım... Nice aşka mezar olmuş Eskişehir bu kez kabullensin yenilgiyi.. Hadi geL biz Eskişehir oLaLım... Korkma, Başkalarında gördüğün ihanetLer, İki yüzlülükler, bitmek bilmeyen acılar yok bende... İLk kez bırak kendini kaygısızca... Yarını düşünmeden ya sonra demeden geL... KurtuL seni saran tutsaklıklardan.. Sana yazdığım, Seni yazdığım şiirLeri okumak için geL... Bak.. Günler anlamsızca geçip gidiyor... Oysa ömür dediğin şey 3 günlük... BirLikte ve severek tüketmek varken günleri; BöyLe koyu karanlıqta kalmak niye.. Gel hadi.. Sensiz geçen günlere bir yenisini daha eklemek istemiyorum.. Özlem yanıyor alew alew... Özlemin ateşini söndürüp aşkın ateşini yakmaya geL... Bekletme artık... GeLiceksen şimdi geL.. GeL ki adın eksilmesin diLimden...
MERHABA ANNE, Yine ben geldim. Merak etme okuldan çıktımda geldim. Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama Ali "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder" demişti de Onun için söylüyorum. Geçen hafta öğretmen, Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte Öğretti sağımı solumu. Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi Ağrıyan yanımın neresi olduğunu Şimdi iyi biliyorum anne. Hani geçen geldiğimde Şuram acıyor işte şuram demiştim de Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne Bak şimdi söylüyorum Şuram işte, Sol yanım çok acıyor anne. Hem de her gün acıyor anne her gün. Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü. Elinden tutup okula getirdi. Yakası da danteldi. Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi. Bende ağladım, Ağladım hiç de utanmadım. Öğretmen ne oldu dedi. Düştüm dizim çok acıyor dedim. Yalan söyledim anne. Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne. Bugün bende saçım örülsün istedim. Babam ördü ama onunki gibi olmadı. Dantel yaka istedim. Babam "Ben bilmem ki kızım" dedi. Bari okula sen götür dedim. "kızım, iş" dedi. Bende banane dedim, ağladım. "kızım, ekmek" dedi babam. Sustum ama okula giderken yine ağladım anne. Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne. Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi. Zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş" dedi. Babam hepsini birlikte yıkıyor. Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne? Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme. Üzülmesin diye söylemiyorum ama Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor. Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne. Hava kararıyor, ben gideyim anne. Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi. Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum. Kim bozuyor toprağını, Çiçeklerini kim koparıyor. İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme. Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne. >> Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım. Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını Şu kavanozda biriktirdim. Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum. Her sabah onu öpüyor kokluyorum. Kimseye söyleme ama anne Bazen de konuşuyorum onunla. Ne yapayım seni çok özlüyorum anne. Ha unutmadan, Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi. Ben babama yazdıracağım. Öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın. Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne. Senin adın geçince sol yanım acıyor anne. Hiç bir şey yutamıyorum. Bazen de dayanamayıp ağlıyorum. Kağıda da böyle yazamam ya anne. Ben gidiyorum anne, Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp. Mutlaka gel anne, Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne. >> Sol yanım acıyor anne. İşte tam şurası, Sol yanım çok acıyor anne. Seni çok özledim, Anne çook...
Zifiri bir karanlığın içindeyim.İlk defa bir sıcaklık hissettim yüzümde…Anlayamamış bir ifade ile baktım kendime.Mutlu değildim ve ağlamıyordum yada öyle sanıyordum bedenimde.Sonra farkettim ki; ilk defa istemeden gözlerimden akan yaşın sıcaklığıydı bu.Bırakmak istedim kendimi biran.Sonra hırçın bir tavırla "Hayır" dedi yüreğim.
Çünkü yılların yıkılmaz bildiği, yılların çökmez, yıpranmaz bildiği, kral bellediği ben şimdi bir nefes alıp vermekten acizdim aslında.
Bırakamadım kendimi…Yıllar boyu hayatın kendini kandırdığı oyununu bozmak istemedim belkide.Tuttum kendimi.Bırakmayı öylesine istemiştim ki ama olmadı.Bıraksaydım yılların mucizesi, bir narin kumaş gibi olacaktı hayatın gözünde.
Derin bir nefes aldım ve çektim içimi sessizce ve sustum.Yürümeye başladım. Sessiz ve sensiz karanlıkların içine… Kim bile bilirdi ki o karanlığın denize bakan bir miladorun önüne çıkabileceğini. Miladorlar öylesine umutsuzdu ki bu gece sanki denize isyan ediyor gibiydi.
Üstüne çıktım ve aşağıya bakmaya başladım yavaş yavaş yaklaşıyordum.Her adımımda sevdiklerim aklıma geliyordu tek tek Ne vardı ki beni hayatta tutan yada ne varki beni bir kez olsun gülümsetebilen… yaklaştıkca canım yanıyodu.
Sonra son bir kez olsun bakmak istediğim dünyadaki tek sevdiğime.baktıkca canım yanıyordu.. söyleyemediğimden mi yoksa hissetiklerimden mi yanıyordu anlamıyordum. Sesini duymayı ona veda etmeyi istiyordum. sonrasında ise usulca çekip gitmek hayattan.Miladorlardan aşağıya bakıyordum ve ayaklarım boştaydı artık minik bir hareketim ile boşlukta kaybolup gidecektim belkide. Telefonumu elime aldım ve aramak istedim. Ulaşmak ve son kez ona "seni seviyorum" demek istedim ama olmadı… canım yanıyordu…
Arkasından bir minik bir melodi kıvamında aktı kulaklarımda bütün sevdiklerimin sözleri ve son bir gayret ile kalktım ayağa ve bir kez daha olmadı.
boşluğa bırakamasamda kendimi sonsuzluğun derinliklerindeyim artık
sessiz ve sensiz burası. bir ölümün içindeki yaşam gibi.
Anladım...! Biz olamayacağız seninle,lûgatımıza oturmamış bu kelime Sen kendi hayatına,ben kendi acıma kaldığımız yerden devam edeceğiz... Kendi kader yolunda ilerlerken sen an be an ; ben o yola çıkan kestirmeler arıyacağım bulana dek... Bulamam diye umutsuzluğa kapılmadan,hayıflanmadan,yorulmadan hiç...gittiği yere kadar,yüreklerimiz denk düşene kadar...
Anladım...! Sen hâlâ bakarken gözlerimin içine sevgiyle,masumane...gitmez böyle! Ben savaş verirken içten içe seni bitirmek üzere,senin bu yaptığın ne,söylesene?
Arama beni,çıkma karşıma,rüyalarım ardına düş artık...ne olur anla! Sana bakarken içime düşen o kimliksiz,o çaresiz yaşları,her seslenişinin bahar olduğunu senden saklama çabamı,unutmaya çalıştığımı varlığını...ve başaramadığımı...anla
Sen yaralarımdan usul usul akarken,canım nasıl yanıyor bi bilsen... Nerden bilebilirsin ki...Sen beni gerçekten sevmedin ki...
Peki öyle olsun,anlama işide yine bu yürekte son bulsun Tıpkı gidişinle son bulan hayallerim gibi, Tıpkı gidişinle çıkmaz sokaklarda kalışım gibi, Tıpkı gidişinle...aslında hiç gitmediğin gibi...ben anlayayım herşeyi...
Anladım artık anlamsızlığımızı! Bir senin gözlerinden,benimse yüreğimden gitmeyen bu karabulutları...bu çıkmaz sokakların nedenini anladım... Ben seni unutamadım...!